Pazar, Nisan 26, 2009 ·

REFLEKSOLOJİ MASAJI HAKKINDA

Refleksoloji'yi," Ayaklar bedenin aynasıdır" sözüyle özetleyebiliriz. Daha geniş anlamda Refleksoloji, ayaklara uygulanan özel ovma hareketleriyle vücudun belli bölgelerinde bloke olmuş enerjiyi çözerek, bedenin kendi kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirmesi olarak tanımlanabilir. Refleksoloji 'denge' sağlayan bir terapidir. Refleksoloji Terapisi kişinin kendisini, fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar ve kişiye doğal dengesini kazandırır.

Refleksoloji ne gibi sıkıntılara iyi gelir?
Refleksoloji, hem (hastalıktan) "koruyucu sağlık" hem de belli sıkıntıların hafifletilmesi açısından uygulanabilir.

Refleksoloji aşağıdakiler de dâhil pek çok durumda yardımcı olabilir:

. Stres, Yorgunluk, Uykusuzluk, Migren, Baş ağrısı
. Kadın hastalıkları, Menopoz, Regl sorunları
. Kabızlık, Hazımsızlık, Sırt ağrısı, Romatizma, Siyatik, Eklem iltihaplanmaları, Sinüzit, Astım, Prostat sorunları

Refleksoloji'nin teşhis ve tedavide kullanımı nasıldır?
Refleksoloji, teşhis söz konusu olduğunda mükemmeldir. Bir Refleksoloji uzmanı, ayaklarına dokunduğu kişinin sıkıntılarını büyük olasılıkla teşhis edebilir. Tedavi konusuna gelince ise; diğer Doğal Terapiler gibi Refleksoloji de, "koruyucu sağlık" çerçevesinde kendi üzerine düşeni yapar. Diğer Doğal Terapilerden farklı olarak Refleksoloji, vücudun kendi iyileştirme mekanizmasını harekete geçirir.

REFLEKSOLOJİ MASAJI: AYAK MASAJIYLA GELEN SAĞLIK

"Ayaklar bedenin aynasıdır."
Birçok kültürde eski zamanlardan beri uygulanan Refleksoloji, ayaklarda bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktaları olduğu ve bu noktaların beden anatomisinin aynası olduğu prensibine dayanan bir sanattır. Özel el ve parmak teknikleriyle bu refleks noktalarına uygulanan baskı, stresin azaltılmasını sağlayarak bedende fizyolojik değişikliklere yol açar.

Refleksoloji'nin temelinde, rahatsızlıkların enerjinin belli bir yerde bloke olmasından kaynaklandığı tezi yatar. Bu ilaçsız terapi, beden fonksiyonlarını normalleştirerek vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçirir. Normalleşmiş beden fonksiyonları insana rahatlama, kaliteli bir uyku ve toksinlerden arınmış bir beden sağladığı gibi, dolaşım sistemini de güçlendirir; ağrıları dindirir. Refleksoloji tekniğiyle, bütün vücuda masaj yapmadan stresi vücuttan uzaklaştırmak, rahatlamayı ve dinlenmeyi sağlamak mümkündür.

REFLEKSOLOJİ - BÖLGESEL REFLEKS
AYAK VE EL TERAPİSİ
REFLEKSOLOJİNİN FAYDALARI

1- Asıl faydası rahatlatmaktır. Stresi azaltır ve derin bir sakinlik sağlar. Uykusuzluk, huzursuzluk gibi psikolojik sorunların tedavisinde tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabilir.

2- Seans anında 7000 civarında sinir uyarılır.

3- Kan dolaşımı hızlanır.

4- Vücudu toksin ve atık maddelerden temizler.

5- Vücut sistemleri arasındaki uyumu sağlar.

6- Vücut enerjisini yeniden canlandırır.

7- Bağışıklık sistemini harekete geçirdiği için, sağlığı korur ve devamını sağlar.

8- Refleksoloji, ayak masajı ve tıbbi tedavi değildir; hastalıklara teşhis koymaz ve tedavi etmez. Fakat pek çok hastalıklarla mücadelede, teşhis ve tedavide olumlu etkileri tespit edilmiştir.


REFLEKSOLOJİNİN KULLANILDIĞI SAĞLIK SORUNLARI

1.Panik atak
2.Stes
3.Depresyon
4.Ansiyete
5.Bel ve boyun fıtıkları
6.Eklem ağrıları
7.Hormonel sorunlar
8.Migren
9.Migren tipi baş ağrıları
10.Konuşma bozuklukları
11.Spastize
12.Otizm
13.Motor gerilik (yürüyememe, kolunu kullanamama vb.)
14.Dikkat eksikliği ve hafıza zayıflığı
15.Kireçlenmeler
16.Çocuklarda alt ıslatma
17.Uyku bozuklukları
18.MS
19.Romatizmalar
20.Gaz ve kabızlık sorunları
21.Regl ağrıları
22.Solunum problemleri
23.İdrar sorunları
24.Kas spazmları

DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1- Kanser tedavisi görenlere yapılmaz.

2- Hamilelerde özellikle ilk 3 ayda yapılmaz

3- Vücudun bitkin olduğu her türlü ateşli hastalıklarda yapılmaz.

4- Ellerde ve ayaklarda artrit ve osteoporoz(kemik erimesi) olduğunda, ateşli ve şişlik olduğu dönemlerinde yapılmaz.

5- Trombosiz, Filibit gibi damar problemi olanlarda yapılmaz.

6- Ciddi kalp rahatsızlığı olanlarda yapılmaz

7- Diyabetiklerde (şeker hastalarında), pankreas refleksinde çalışılmaz.

8- Varisi olanlarda varisli bölgede yapılmaz, bilek çevresinde gizli varis olabilir.

REFLEKS ZONE TERAPİ: Ayak tabanına ve el ayalarına, refleks noktalarını uyarmak için yapılan bir masaj türüdür.

REFLEKS: Fizyolojideki anlamı: Dışarıdan gelen uyarıya vücudun verdiği tepki.

Releksolojideki anlamı: Akis, ayna; ayak tabanı vücudun aynasıdır.

TARİHÇESİ: Kökeni bilinmiyor. Milattan önce 4000 döneminde, akupunkturla aynı dönemde başladığı düşünülüyor. Bu dönemde Çin ve Hindistan’da ayak tabanından tedavi uygulanmıştır. En eski somut örnek Mısır’daki mezar duvar resimleridir. (M.Ö.2330-2500) Bu mezar resimlerinden, halkın bile bu tedaviyi gördüğünü anlıyoruz.

Avrupa’da 14. yüzyıldan itibaren gelişmiştir.

www.refleksolojimerkezi.org

Yorum (0) Yorum yaz!

Perşembe, Ağustos 7, 2008 · Kategori: REFLEKSOLOJİ


Soru 1 :Refleksoloji Engellilerde Ne
Zamandan Beri  hangi alanlarda kullanılmaktadır?

Refleksoloji tedavisi olarak bilinen zone terapi (bölgesel tedavi) nin engellilere olan ilk etkisi Çin ,Rusya ve Amerika’da yapılan başarılı literatür çalışmalarıyla İSPATLANMIŞ ve engellilerin tedavi ve rehabilitasyonunda bir tamamlayıcı tedavi biçimi olarak bu ülkelerde hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.Bu bağlamda PSİKOAKADEMİ bu konudaki yapılan çalışmaları daha da geliştirerek yeni yöntem ve tekniklerle zenginleştirmiş ve Türkiye’deki engellilere hizmet vermeye başlamıştır.Bu konuda danışman doktorların nezaretinde başta spastik ve gelişim geriliği olan çocuklar,otistik çocuklar ve fiziksel sorunu olan kişilere refleksoloji terapisi uygulaması yapılmaktadır.

Refleksoloji ayak tabanındaki sinir uçlarının uyarılarak ilgili organları canlandırma amacı gütmektedir.Spaztizelerin gevşemesi,oturma başta olmak üzere birçok fiziksel gelişmeye sebep olmaktadır.Gelişim geriliği olan çocuklarda  da yine başta zihinsel ve fiziksel gelişimi desteklemektedir.Yakın zamanda Rusya’da bebeklere uygulanmakta ve bebeklerin kabızlık sorununun çözümlenmesi,zihinsel ve fiziksel gelişimlerini yaşıtlarına göre daha çabuk sağladığı ispat edilmiştir.

   

     
                          
Soru 2: Refleksolojiyi kimler geliştirmiştir?
 

 Yaklaşık on iki bin yıllık bir geçmişi olan refleksolojinin ilk uygulama yeri geleneksel tıbbın doğuş ve uygulama yeri olan eski Çin ve Mısır' dır.

Tarihte İnka ve Çin medeniyeti migren, bel - boyun fıtığı, troid ve mide rahatsızlıkları olmak üzere bütün nörolojik hastalıklarda bu yöntemi uygulamışlardır. Bunun yanısıra refleksoloji terapisinin bireyi günlük stres ve anksiyateden uzaklaştırıp rahatlattığı bilinmektedir..

söylememizde yarar var.birde refleksolojinin eski insanların maymun türlerinin davranışlanı gözlemlemeleri ve bundan esinlenerek refleksolojiyi geliştirdiklerini söylememiz gerekiyor zira maymun türlerinin bazılarının hem kendi hemde diğer maymunların el ve ayak tabanlarını ovuşturup kaşıdıkları bilinen bir gerçekliktir…bugün bile bu görüntüleri bazı belgesellerde görebilirsiniz.

Soru 3 : Refleksoloji daha çok hangi alanlarda kullanılır?

 

 ◘ STRES VE ANKSİYETE(KAYGI- BUNALTI):

◘ STRESE DAYALI AĞRILAR:

◘ EKLEM AĞRILARI:

DEPRESYON :

◘ BEL- BOYUN FITIĞI :

◘ MİDE
REFLÜSÜ:
                                                       

◘ PANİK ATAK:

◘ ALT ISLATMA:

◘ SPASTİK ÖZÜRLÜ(CP SEREBRAL PALSY):

◘ MOTOR GERİLİK(YÜRÜME OZUKLUĞU):

◘ MİGREN:

◘ UYKUSUZLUK - HAZIMSIZLIK:

◘ BEBEK KABIZLIĞI VE UYKUSUZLUĞU:  

◘ OTİZM:

◘ BEBEK REFLEKSOLOJİSİ:

Soru 4 : Refleksoloji bilimsel olarak ispatlanmış mıdır ?
 
Evet. Örneğin, Amerika’da yapılan bilimsel bir araştırmaya göre Refleksoloji’nin, PMS’yi (Regl öncesi gerginliği) % 45 oranında azalttığı kanıtlanmıştır. (Ref. The College of Naturopathie and Complementary Medicine) Ayrıca araştırmalar Refleksoloji’nin hiçbir yan etkisinin olmadığını ve 20 dk.’lık bir Refleksoloji terapisiyle, vücut sirkülasyonunun % 10-15 oranında harekete geçirdiğini tespit etmişlerdir.

Bu konuyla ilgili detaylı çalışmaları Refleksolojiye giriş adlı kitabımızda yayınladık.


Soru 5 : Neden Türkiye'ye geç geldi ?

Türkiyedeki sağlık ve rehabilitasyon sektörünün yeni gelişmeleri geç kabullenmesi ve onaylamaması olarak özetlenebilir.Bunun yanısıra on yıl önce bilinmeyen ve inanılmayan birçok yöntemin destek olarak bugün rehabilitasyon hizmetleri arasına girdiği unutulmamalıdır.


Soru 6 : Normal insanlar faydalanabilir mi ?
Normal insanların nörolojik rahatsızlıkların çoğunda kullanılabilir. Temelde ağrı tedavisinde ve psikolojik rahatsızlıklarda uygulanabilmektedir.

Soru 7 : Tedavi süresi ne kadardır ?

En kısa tedavi 4 ay ile 6 ay arasında değişebilir. Engellilerde bu süre 6 aydan 1 seneye kadar uzayabilir.Tedavi süresi hastanın yaşına, konumuna ve hatta psikolojik durumuna göre bile değişebilir. Ama genel olarak otistik çocuklar ve spastik çocuklarda ilk altı seansta mutlaka olumlu etkisi görülür.Haftada 1 seans olmak üzere en az 6 ay sürer Bel fıtığında 8 - 16 Seans Migrende 8 - 20 Seans Eklem Ağrılarında 8 - 16 Seans depresyon ve Panik Atakta 16 Seans yapılır

 

Soru 8 :Refleksoloji Engellilerde Ne Zamandan Beri  hangi alanlarda kullanılmaktadır?

Refleksoloji tedavisi olarak bilinen zone terapi (bölgesel tedavi) nin engellilere olan ilk etkisi Çin ,Rusya ve Amerika’da yapılan başarılı literatür çalışmalarıyla İSPATLANMIŞ ve engellilerin tedavi ve rehabilitasyonunda bir tamamlayıcı tedavi biçimi olarak bu ülkelerde hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.Bu bağlamda PSİKOAKADEMİ bu konudaki yapılan çalışmaları daha da geliştirerek yeni yöntem ve tekniklerle zenginleştirmiş ve Türkiye’deki engellilere hizmet vermeye başlamıştır.Bu konuda danışman doktorların nezaretinde başta spastik ve gelişim geriliği olan çocuklar,otistik çocuklar ve fiziksel sorunu olan kişilere refleksoloji terapisi uygulaması yapılmaktadır.

Refleksoloji ayak tabanındaki sinir uçlarının uyarılarak ilgili organları canlandırma amacı gütmektedir.Spaztizelerin gevşemesi,oturma başta olmak üzere birçok fiziksel gelişmeye sebep olmaktadır.Gelişim geriliği olan çocuklarda  da yine başta zihinsel ve fiziksel gelişimi desteklemektedir.Yakın zamanda Rusya’da bebeklere uygulanmakta ve bebeklerin kabızlık sorununun çözümlenmesi,zihinsel ve fiziksel gelişimlerini yaşıtlarına göre daha çabuk sağladığı ispat edilmiştir.

Soru 9 : Spastik çocuklarda faydası ispatlanmış mıdır ?

 


 Merkez sinir sistemine çeşitli yöntemlerle gönderilen duysal uyarıların refleks olarak motor yanıt oluşturduğu bilinmektedir. SP’de yoğun olarak kullanılan refleksoloji tedavisi uzmanların çoklu araştırma

prensibine  dayanan ve ilgili sinir uçlarına manüel bası ile  uygulanan terapilerdir.

 

Beynin sağlam bölgeleri hasarlı bölgelere ait fonksiyonları

üstlenmesine , yeni sinapslar oluşmasına yardımcı olunur ve 5–6 yaşına kadar beyindeki nöronlar

yeniden organize olurlar, buna bağlı olarak bazı fonksiyonlar kısmen

kazanılmaktadır. Bu sürece nöronal plastisite denmektedir. Refleksoloji ile nöronal plastisiteyi

hızlandırmak ve duysal entegrasyonu artırmak ve bazı yöntemlerin erken aylardan itibaren

uygulanması ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji ile bu yöntem tüm dünyaca kesinlik kazanmış ve uygulama yelpazesi günden güne artış göstermiştir.

 

Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas tonusunu normalleştirmek,

gövdede ileri denge reaksiyonlarını geliştirmek ve normal hareket paternlerini fasilite etmektir. Bazı uyarı noktalarından

verilen basınç kas iğciğinden kalkan germe refleksini inhibe ederek spastik

kas tonusunu azaltır.

Refleksoloji de amaç: Anormal postür ve paternlerin düzeltilmesi,

oluşabilecek deformitelerin önlenmesi, mevcut becerilerin geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, üst ekstremitelerin fonksiyonel kullanımı sağlamak, yürüme eğitimi vermek, konuşama merkezine yapılan çalışma ile anlaşabilir konuşmayı sağlamaktır.  Refleksoloji merkezlerimizde hastanın çocuk olduğu, ruhsal ve fiziksel gelişimi için çevresi ve diğer çocuklarla iletişiminin önemi unutulmamalı, topluma kazandırılmış mutlu bir birey olması hedeflenmelidir.

Soru 10 : Otizmde ne gibi faydaları vardır ?

Bu alanda yapılan araştırmalarda ve merkezimize gelen hastalarımızın ailelerinden aldığımız bildirimlerde de en çok algı ve dikkat konusunda olumlu geri bildirimler alınmıştır.Ayrıca kullanılan kelime sayısında artışla birlikte tek kelimeli cümlelerde birkaç kelimeli cümlelere geçiş görülmüştür.

Kisa bir süre önceye kadar bazi uzmanlar otizmin  tedavi edilemeyecegini israrla söyluyor ömür boyu sürecek bir durum oldugu içinde ailelere çocuklarini gerekli kurumlara yerlestirmeleri tavsiyelerinde bulunuyorlardi. Halen birçok uzmana göre otizim tedavi edilemez. Öyle birsey yoktur bir sefer otist demek ömür boyu otist demektir. Yeni yapılan araştırmanın aksine bu görüşlerin  kesinlik kazanmadığı ortaya çıkmıştır.

 

 

Autism Research Institute ( otizim arastirma institusu ) otizmin tedavi edilebilir oldugunu  ve çocouklarin iyilesebilecegini  savunarak bir çok çevrenin saplantili yaklasimlarina ragmen, Otizim Arastirma Institüsü doktorlari ve saglik uzmanlari çalismalariyla degisik yöntemler uygulanarak çocuklarin durumlarinda ciddi oranda iyilesmelerin oldugunu ve hatta düzenli bir tedaviyle otismin tamamen yenilebilecegini yapmis olduklari çalismalarla kanitladilar


Otizim daha cok beyin ve bagirsak yollarina dokunan tibbi  bir durum oldugundan dolayi vucudu zararli maddelerden arindirma metodlari ve hücreleri yenilemeye yönelik çalışma olumlu gelismeler göstermektedir. Refleksoloji ile hiç te yabana atilmayacak oranda olumlu gelismeler görülmüştür.
 
Örnek verecek olursak Kanada’nin Quebec eyaletinde uygulanan bu yöntem  ABD deki gibi olumlu sonuçlar vermektedir. Dünyanın ve daha bir çok ülkelerde Her biri 20 dakika süren 10 seanslik küçük bir tedavide dahi anne ve babalar çocuklarinda olumlu gelismeler görmüslerdir. Tam tedavi uygulamalarinda azami oranda faydalanabilmek için bir çocugun ortalama 70 ila 250 seans arası tedavi gormesi gerekmektedir.
Otist çocuklarda ailelerin en çok şikayet ettikleri hiperaktiflik,  agrasiflik, mutsuzluk, kendine zarar verme gibi sıkıntıların kısa surede olumlu sonuç vermesi yüz güldürücüdür.
Refleksoloji seanslarında çoğu otist vakaların ilac kullanmadan ayak altındaki ilgili sinir uçları dikkatla çalışma sonucunda olumlu sonuçlar alınmıştır. Tedavide hastanın ihtiyacına göre seratonin hormonu salgılatılır, konuşma merkezi düzenlenir, korpuz kollozumdaki bağ kuvvetlendirilir ve gaba düzenlenir.
Tedavi türlerinin degisik olmasi ve uzmanlik gerektirmesi sebebyile her çocugun otistlik dereceside göz önünde tutularak uygulanmaktadir.  Refleksolojinin daha ileriki yıllarda bir çok hastalıkların tedavisinde olduğu gibi yaygınlık kazanacağı gerçeği ortaya çıkmıştır.



Soru 11 : Yan etkisi varmıdır ?

Uzman olmayan, fizyoloji ve anotomi bilgisi olmayan kişilerce yapıldığında oldukça riskli komplikasyonlara sebebiyet verebilir.

Soru 12 : Kimler uygulama yapabilir ?

Mutlaka sağlık altyapısı olan yetkin ve yeterliliği olan uzmanlar yapmalıdır


Soru 13 : Refleksoloji alternatif tıp mıdır ?

Refleksoloji modern tıppın alternatifi değildir.Modern tıpba destekleyici bir tedavi ve terapi yöntemidir.


Soru 14 : Refleksoloji - Fizik Tedavi ilişkisi nasıldır ?

Refleksoloji fizik tedavi çalışmalarındaki verimliliği arttırmakla birlikte sonuç alımını hızlandırır.Bazen uygun olan vakalarda birkaç senelik çalışmayı birkaç aya sığdırabilmektedir. Yine de fizyoterapi engelli çocuklarda ve bireylerde temel çalışma olmalıdır.


Soru 15 : Eğitimleri nasıldır ?

Uzmanlığa ve hangi alanlarda uygulama yapacağına göre değişir. 6 ayla 3 yıla varan eğitimleri vardır.


Soru 16 : Refleksoloji ile zayflama mümkünmüdür ?

Refleksoloji seanslarında akapunktur mantığında olduğu gibi beyinin doyma hissini uyandıran merkezinin el ve ayaklarımıza yansıdığı noktalara yapılan bası müdahalesi sonucu açlık hissinin giderilmesi ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayacak refleks bölgelerini uyarmak sureti ile vücudun kan dolaşımının sağlıklı bir şekilde görevini yerine getirmesi için uyarılması sonucu sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılarak zayıflama sağlanabilmektedir.

Soru17 :Refleksoloji Bebeklerde uygulanabilmektemidir ?

Refleksoloji yeni doğan bebeklerde sağlıklı emasyonel ve nörolojik gelişimlerini sağlamak amacıyla uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalar doğum sonrası ilk 3 ay düzenli refleksoloji uygulanan bebeklerin zeka seviyelerinde ve duygusal gelişimlerinde önemli farklılıklar olduğunu göstermektedir.

Eskiden beyin gelişiminin genetik faktörlere bağlı olduğu, dışarıdan yapılacak müdahalelerin beyin gelişiminde fazla rol oynayamayacağı düşünülürdü. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalara göre dış etkenler bebeklerin zekâ gelişiminde oldukça etkili bir hale gelmiştir.

Beynin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3–4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. 5 aylık fetüs 5 duyunun duymak ve dokunmak olmak üzere ikisine sahiptir. Küçücük kafasında her dakika 50.000 yeni hücre oluşmaktadır ve beyin öyle hızlı gelişmektedir ki 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlar. 7. ayda fetüs beyni tüm yaşamı boyunca sahip olacağı 100 milyar beyin hücresinin hemen tamamını oluşturmuştur.

Her bebek düşünme, görme, duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile doğar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde ise bu doğuştan gelen 100 milyar sinir hücresinin üzerine yenileri üretilmemektedir.
Bebek beyni milyarlarca sinir hücresi ile donatılmış olarak dünyaya gelmektedir. Sinir hücreleri, bebeğin karşı karşıya kaldığı her deneyim ve uyarıcı karşısında birbirleri arasında bağlantı kurarlar.

Bu bağlantılar tekrarlanırsa kalıcı hale gelir ve kocaman bir ağa dönüşür. Bu ağ bir ömür boyunca kullanılacak olan zihinsel kapasiteyi barındırır. Bu, bebeklik döneminin zihinsel gelişim konusunda ne kadar belirleyici ve önemli bir dönem olduğunu bize gösteriyor.

Bebeğinizin sizden aldığı genetik mirası ve doğumdan sonraki ilk yıllarda karşı karşıya kaldığı uyarıcılar ve deneyimler onun zekâsının şekillenmesini sağlıyor. Uyarılan sinirlerle birlikte bebeğinizin zihinsel gelişimi hızlandırmaktadır. Bu bağlamda refleksoloji tedavisinin bebeğin zihinsel gelişiminde oldukça etkili bir rol oynadığını göstermektedir.

refleksoloji sayesinde büyüme hormonu fazlaca salgılatılabilirse bebekler yaşıtlarına göre daha çabuk gelişebilirler.Bazı hastalarım bana refleksolojiden sonra çocuğun daha hızlı büyüdüğü bilinmektedir.

 

◙ ÇOCUK SAĞLIĞINDA REFLEKSOLOJİ

 

*Zatürreye yakalanan küçük çocuklara ilaç tedavisiyle birlikte refleksoloji uygulandığında sadece

ilaç tedavisi görenlerden çok daha hızlı iyileştikleri görülmüştür.

*Kolite yakalanmış çocuklara refleksoloji uygulandığında %50 oranında ağlama süresinde azalma

ve çok daha hızlı iyileşme görülmüştür. 

*50 çocuğa uygulanan bir klinik çalışmada refleksolojinin idrar tutamama sorununu çok büyük ölçüde

 çözdüğü saptanmıştır.

*Yüksek doz kemoterapi gören akut lösemi hastası çocuklara uygulanan el masajının bulantı, kusma,

endişe durumunda ortaya çıkan hızlı nabız ve yüksek kan basıncı problemlerini gidermede etkili olduğu görülmüştür. 

*Beyin felci olan çocuklarda, refleksoloji uygulananlarda uygulanmayanlara kıyasla önemli ölçüde iyileşmeler görülmüştür. 

*Ayak refleksoloji uygulanan zihinsel özürlü çocukların boyunda, kilosunda, sağlık durumunda, sosyal ve zihinsel gelişiminde refleksoloji uygulanmayanlara göre ciddi ilerlemeler görülmüştür.

 

◙ KADIN SAĞLIĞI İÇİN REFLEKSOLOJİ

 

*Sancılı adet gören kadınların %95’ inde ayak refleksolojisi etkili olmuştur.

*Adet öncesi semptomların (PMS) yaşayan kadınların %46’ sında refleksoloji etkili olmuştur.

*Menopozlu 42 kadına ayak refleksolojisi uygulanmış, bunlardan 17’ si (%40.5) tam, 20’ si (%47.6) önemli ölçüde    iyileşmiş, 4’ ünde (%9.5) etkili     sonuçlar alınmıştır. Hastalardan yalnızca 1’ inden sonuç alınmamıştır.

 

◙ İYİ YAŞLANMA

 

*Ayak refleksolojisinin kanser, yaşlanma ve çeşitli hastalıklarda hücrenin

yapısına zarar veren kimyasalların sayısını  azaltarak yararlı antioksidantların

 ise sayısını artırarak iyileştirici rol oynadığı görülmüştür.

*Ayak refleksolojisi uygulanan bireylerde kandaki yüksek kolesterol

ve yüksek monogliseridin düştüğü gözlenmiştir.

*Kabızlık sorunu çeken bireylerin refleksoloji uygulanması sonucunda

bağırsaklarının normal çalıştığı saptanmıştır.

*Refleksoloji uygulanan kişilerde kan dolaşımının düzeldiği görülmüştür.

*Ayak refleksolojisi böbreklerdeki kan dolaşımını düzenleyerek daha

sağlıklı çalışmalarını sağlar.

*Refleksoloji paspasında yürümek kan basıncını düşürür, ağrıları azaltır.

*Refleksoloji uygulanan boyun kasılması olan bireylerde çok yüksek oranda iyileşme görülmüştür.

*Ağrılı ve düzensiz sindirim sorunlarında ayak refleksolojisinin ilaçlardan daha etkili olduğu görülmüştür.

*Yorgunluk, uykusuzluk ve mide sorunları gibi rahatsızlıklar için kullanılan ilaçların yan etkilerinin 

Giderilmesinde  ayak refleksolojisi başarılı olmuştur.

*Ayak refleksolojisinin beyaz kan hücre sayısının eksikliğini (leukopenia) gidermede ilaçlardan daha etkin

olduğu görülmüştür.

 

◙ AĞRIYI İYİLEŞTİRME

 

*Refleksoloji böbrek ve idrar yolu taşlarının neden olduğu ağrıları azaltmaktadır.

*Refleksoloji diş ağrısı çeken hastaların %66’ sınınağrısını azalttığı gibi %26’ sının semptomlarını ortadan kaldırmıştır.

 

KİTAPLARIMIZ:

 

REFLEKSOLOJİYE GİRİŞ


Kitapla İlgili Genel Değerlendirme


Psikolog ve Refleksoloji Uzmanı Halil Tabur ve Esat Başaran'ın bu yeni refleksoloji kitabı refleksolojiyi merak eden ilgilenen ve öğrenmek isteyen tüm uzmanların (Fizyoterapist, Psikolog, Hemşire, Spor ve Uzman Masörlerin) vb. alması gereken temel bilgi kitabı olması yönüyle alınması şiddetle önerdiğimiz bir başvuru kitabıdır.

Kitabı ayrıca engelli çocuğu ve yakını olan ve bu tedaviyi çocuğuna uygulatmak isteyen aileler alabilir.

Özellikle otistik ya da spastik engelli çocuğu olan ailelerin ilgisini çekeceğini ve meraklarını giderecek önemli bir başvuru kitabı olduğunu hatırlatırız.

Kitapta Ne Bulabilirsiniz?

- Refleksolojinin yakın ve uzak tarihi
- Vücut Sistemleri ve refleksolojinin uygulama biçimleri
- Hangi hastalıklarda nasıl uygulanacağı
- Uygulama teknikleri ile ilgili anlatımlı fotoğraflar
- Engellilerde vaka öyküleri
- Refleksolojinin genel ve temel kavramlarını
- Bilimsel araltırma ve litaratür çalışmalarını  öğrenebilirsiniz.

Türkiye'deki ilk temel ve bilimsel kitap olma özelliğini barındıran başvuru kitabıdır.

 

 

HASTALIKLAR GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE


Esat BAŞARAN ve Halil TABUR' un Psikoakademi' de dört yıldır yaptıkları refleksoloji hizmetlerinin ürünü olan " Hastalıklar Gözümüzün Önünde " adlı kitabı uzun araştırmalar sonucu size sunulmaktadır.


Hastalıklar Gözümüzün Önünde, okunduğu zaman okuyucuya hem bilimsel açıdan hem de normal hayatta bize yardımcı olabilecek pratik bilgiler vermektedir.

Bu kitapta beyin ve göz ilişkisinin bilimsel sonuçlarla anlatımını okuyacak ve oldukça ilginizi çekecek doneleri yakalayacaksınız. Böylece okuyucu bir çırpıda kitabın tamamını okuyacağı gibi, hastalarda sonradan kendi durumlarına uygun teşhisleri tekrar ve geri dönerek okuması durumunda kendi kendilerine bir test yapma imkanı bulacaklardır

Türkiye' de gözden hastalık teşhisi kitap serisinin ilki olmaktan gurur duyarız.

 

BAHARAT DOZUNDA KORKU VER


Esat Başaran ve Halil Tabur'un Psikoakademi'de üç yıldır yaptıkları danışmanlık hizmetlerinin ürünü olan "Baharat Dozunda Korku Var" adlı kitabı basit ipuçları ve terapilerle ilgili kısa özlü sözlerle bütünlenerek çarpıcı hikayelerle size sunulmaktadır.

 Bu kitapta çok sayıda psikolojik problemler hikayelerle anlatılarak okuyucunun ilgisi çekilmeye de çalışılmıştır







UMUDA YOLCULUK

Umuda yolculuk...               

Doğduğu gün evlat edinilmiş zihinsel ve bedensel engelli bir çocuğun sağlığına yeniden nasıl adım adım kavuştuğunu annesi tarafından minik oğluna günlük şeklinde yazılarak anlatılan gerçek yaşanmış bir hayat öyküsü...

En etkili ilaç sevgidir...

Bu öyküde bunu bütün kalbinizle hissederek daha fazlasını yaşayacaksınız.

"Anne olmak güzeldir"

Engelli bir çocuğun annesi olmak zordur!

(Psikoakademi' nin katkılarıyla...)

                                                                                                                   

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Haziran 8, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

 

MUSKULER DİSTROFİ NEDİR ??

Müsküler distrofi, gövdeye yakın bölümlerdeki kaslarda güçsüzlüğe neden olan bir grup kas hastalığıdır . Bu hastalığın birçok çeşidi vardır ancak Duchenne kas distrofisi (Duchenne müsküler distrofi) en yaygın görülen türüdür.

Duchenne müsküler distrofi kalıtımla geçen bir iskelet kası hastalığıdır ve çocukluk çağında en çok görülen kas hastalığır. Genellikle 3 ila 6 yaş arasında ortaya çıkar ve kısa sürede kötüleşir.

SEMPTOMLARI NELERDİR ?

Hastalığın ilk dönemlerinde, kalçadaki ve omuzlardaki kaslarda güçsüzlük, erime görülür. Son aşamada ise güç kaybı ve kas erimesi; gövdeye, ön kollara ve vücudun diğer önemli kaslarına doğru yayılır.

Müsküler distrofinin daha az görülen türleri fasioskapulohumeral müsküler distrofi (özellikle yüz, omuz ve kol kaslarını etkileyen FSHD ya da Landouzy-Dejerine), ekstremite-kavşak tip kas distrofileri (limb-girdle muscular dystrophy) ve miyotonik distrofidir.

Müsküler distrofi; dengesiz yürümeye, merdivenleri çıkarken yorulmaya, ayağa kalkarken zorlanmaya ve sık düşmelere neden olur. Hastalık kötüleştikçe omurganın eğrilmesi, uyluk kaslarının erimesi ve kalfların (baldırların) aşırı büyümesi gibi başka problemler meydana gelebilir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Müsküler distrofinin nedeni genetik bozukluklardır. En çok görülen müsküler distrofilere hangi genlerin neden olduğu bilinmektedir.

Ancak daha nadir görülen çeşitlerinin nedenlerinin de belirlenmesi gerekmektedir. Hastalığa genellikle aile geçmişinde rastlanılır.

NASIL TEŞHİS EDİLİR ?

Eğer genç bir erkek çocuğu çok zayıfsa ya da az gelişmişse doktorlar müsküler distrofiden şüphelenebilirler. Keratinin kinaz enzimi, kas hücrelerinden sızarak kandaki enzim seviyesinin aşırı derecede yükselmesine neden olur. Ancak bir kişinin kanındaki keratinin kinas değerlerinin yüksek olması, onun kesinlikle müsküler distrofi hastası olduğu anlamına gelmez. Diğer kas hastalıkları da bu enzimin miktarının artmasına neden olabilir.

Doktor kas biyopsisi (bu işlemle mikroskopla incelenmek üzere küçük bir kas parçası örneği alınır) yaparak kesin teşhiste bulunmak isteyebilir. Mikroskopta kasların ölü dokuları ve aşırı gelişmiş kas lifleri görülebilir. Müsküler distrofinin son aşamasında yağ ve diğer dokular ölü kas hücrelerinin yerini alır.

Kaslarda bulunan distrofin proteininin seviyesi çok düşük olduğunda duchenne müsküler distrofi (Duchenne kas distrofisi ) teşhisi konabilir. Elektromiyografi (İğneler veya küçük elektrotlar vasıtasıyla kaslardaki elektrik potansiyelinin kaydedilmesi) ve sinir ileti çalışmaları da uygulanabilecek diğer testlerdendir.

 

NASIL TEDAVİ EDİLİR ??

BU RAHATSIZLIK İÇİN HENÜZ KESİN BİR TEDAVİ OLMAMAKLA BİRLİKTE REFLEKSOLOJİ TEDAVİSİ SONUCUNDA ÇOK ÖNEMLİ BAŞARILARA İMZA ATILMIŞTIR... 

 ENGELLİLERDE REFLEKSOLOJİ

Refleksoloji tedavisi olarak bilinen zone terapi (bölgesel tedavi) nin engellilere olan ilk etkisi Çin ,Rusya ve Amerika’da yapılan başarılı literatür çalışmalarıyla İSPATLANMIŞ ve engellilerin tedavi ve rehabilitasyonunda bir tamamlayıcı tedavi biçimi olarak bu ülkelerde hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.Bu bağlamda PSİKOAKADEMİ bu konudaki yapılan çalışmaları daha da geliştirerek yeni yöntem ve tekniklerle zenginleştirmiş ve Türkiye’deki engellilere hizmet vermeye başlamıştır.Bu konuda danışman doktorların nezaretinde başta spastik ve gelişim geriliği olan çocuklar,otistik çocuklar ve fiziksel sorunu olan kişilere refleksoloji terapisi uygulaması yapılmaktadır.
Refleksoloji ayak tabanındaki sinir uçlarının uyarılarak ilgili organları canlandırma amacı gütmektedir.Spaztizelerin gevşemesi,oturma başta olmak üzere birçok fiziksel gelişmeye sebep olmaktadır.Gelişim geriliği olan çocuklarda da yine başta zihinsel ve fiziksel gelişimi desteklemektedir.Yakın zamanda Rusya’da bebeklere uygulanmakta ve bebeklerin kabızlık sorununun çözümlenmesi,zihinsel ve fiziksel gelişimlerini yaşıtlarına göre daha çabuk sağladığı ispat edilmiştir.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Haziran 8, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

BEBEK REFLEKSOLOJİSİ !!!     

 

   Eskiden beyin gelişiminin genetik faktörlere bağlı olduğu,dışarıdan yapılacak müdehalelerin beyin gelişiminde fazla rol oynamayacağı düşünülürdü.Fakat son yıllarda yapılan araştırmalara göredış etkenler bebeklerin zeka gelişiminde oldukça etkili bir hale gelmiştir.

 

   Betin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlamakta ve bebek 3-4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam etmektedir.5 aylık fetus 5 duyunun duymak ve dokunmak olmak üzere ikisine sahiptir.Küçücük kafasında her dakika 500.000 yeni hücre oluşmakta ve beyin öyle hızlı gelişmektedir ki 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlamaktadır. 7. ayda fetus beyni tüm yaşamı boyunca sağip olacağı 100 milyar beyin hücresinin hemen tamamını oluşturmuştur.

 

    Her bebek düşünme,görme,duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile doğar.Hayatın ilerleyen dönemlerinde ise bu doğuştan gelen 100 milyar sinir hücresinin üzerine yenileri üretilmektedir.

 

    Bebek beyni milyarlarca sinir hücresiile donatılmış olarak dünyaya gelmektedir.Sinir hücreleri,bebeğin karşı karşıya kaldığı her deneyim ve uyarıcı karşısında birbirleri arasında bağlantı kurarlar.

 

    Bu bağlantılar tekrarlanırsa kalıcı hale gelir ve kocaman bir ağa dönüşür.Bu ağ bir ömür boyunca kullanılacak olan zihinsel kapasiteyi barındırır.Bu,bebeklik döneminin zihinsel gelişim konusunda ne kadar belirleyici ve önemli bir dönem olduğunu bize göstermektedir.

Bebeğinizin sizden aldığı genetik mirası ve doğumdan sonraki ilk yıllarda karşı karşıya kaldığı uyarıcılar ve deneyimler onun zekasının şekillenmesini sağlamaktadır.Uyarılan sinirlerle birlikte bebeğinizin zihinsel gelişimi hızlanmaktadır.Bu bağlamda REFLEKSOLOJİ tedavisinin bebeğin zihinsel gelişiminde oldukça etkili bir rol oynadığını göstermektedir.

 

    Bebek REFLEKSOLOJİSİ,Refleksoloji tekniğinin bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklar için bir özel alt bilim dalıdır.Bu alanda dünya ülkelerinde çok ciddi çalışmalar yapılmış hatta Rusya da 0-3 aylık bebeklerde Refleksoloji terapisi zorunlu tutulmaktadır.Refleksoloji terapisi alan bebekler ile almayan bebekler arasında yapılan istatiksel çalışmalarda ciddi oranda farklılıklar görünmüştür.

 

BEBEĞİME NASIL YARDIMCI OLUR??

Refleksolojini Faydaları Nelerdir ?

 

*Bebekler refleksolojiyi rahatlamada yardımcı bulmaktadırlar.Aynı zamanda uyku problemlerine de yardımcı olmaktadır.

 

*Refleksoloji bebeklerde sindirim ve nefes almayada yardımcı olmaktadır.

 

*diş ağrılarını gidermek için kullanılmaktadır.

 

*Refleksoloji bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

 

*Bebeğin genel bir iyilik haline girmesini sağlar,kulak,burun ve boğaz hastalıklarına karşı direnci arttırır.

 

*Kabızlık ve gaz problemlerine faydalıdır.

 

Bebek refleksolojisi için bebeğin hangi yaşta olması gerekir ?

 

    6 haftalık olduktan sonra tüm bebeklere uygulanabilmektedir.Bununla birlikte bebeğiniz adımlamaya ve başladığında onu odanın içinde tutmak için çok daha az enerji harcayarak kontrol etmenizi de sağlar.Bu uygulamalar çocukluğunun tümünde işinize yara.Çocuğu ve anneyi yormayan bir terapi sürecidir.

 

REFLEKSOLOJİ İLE İLGİLİ BAZI ARAŞTIRMA SONUÇLARI :

 

Doğum

 

*  Ayak refleksolojisi uygulanan kadınlarda ağrıların azaldığı ve çalışma gücünün arttığı görülmüştür.

 

*  10 seans Refleksoloji tedavisi gören hamile kadınlar çok daha az sancı ile doğumu gerçekleştirmiştir.

 

*  Doğumdan önce (son 2 ay)Refleksoloji uygulanan hamilelerde doğum sonrası emzirme kapasitesinin arttığı gözlemlenmiştir.

((ÖNEMLİ :: Hamileliğin ilk 4-5 ayında Kesinlikle Refleksoloji yapılmaz.!)

 

Çocuk Sağlığı

·                    Zatürreye yakalanan küçük çocuklara ilaç tedavisiyle birlikte refleksoloji uygulandığında sadece ilaç tedavisi görenlerden çok daha hızlı iyileştikleri görülmüştür.

·                    Kolite yakalanmış çocuklara refleksoloji uygulandığında %50 oranında ağlama süresinde azalma ve çok daha hızlı iyileşme görülmüştür.

·                    50 çocuğa uygulanan bir klinik çalışmada refleksolojinin idrar tutamama sorununu çok büyük ölçüde çözdüğü saptanmıştır.

·                    Yüksek doz kemoterapi gören akut lösemi hastası çocuklara uygulanan el masajının bulantı, kusma, endişe durumunda ortaya çıkan hızlı nabız ve yüksek kan basıncı problemlerini gidermede etkili olduğu görülmüştür.

·                    Beyin felci olan çocuklarda, refleksoloji uygulananlarda uygulanmayanlara kıyasla önemli ölçüde iyileşmeler görülmüştür.

·                    Ayak refleksoloji uygulanan zihinsel özürlü çocukların boyunda, kilosunda, sağlık durumunda, sosyal ve zihinsel gelişiminde refleksoloji uygulanmayanlara göre ciddi ilerlemeler görülmüştür.

Kadın Sağlığı

·                                Sancılı adet gören kadınların %95’ inde ayak refleksolojisi etkili olmuştur.

·                                Adet öncesi semptomların (PMS) yaşayan kadınların %46’ sında refleksoloji etkili olmuştur.

·                                Menopozlu 42 kadına ayak refleksolojisi uygulanmış, bunlardan 17’ si (%40.5) tam, 20’ si (%47.6) önemli ölçüde iyileşmiş, 4’ ünde (%9.5) etkili sonuçlar alınmıştır. Hastalardan yalnızca 1’ inden sonuç alınmamıştır.

·                                Refleksoloji iktidarsızlık sorunu oaln erkeklerde %87.5 ,diğer cinsel sorunlarda %12.5 etkili olmuştur.

·                                İlerlemiş prostat sorunu refleksolooji ile belirli bir ölçüde azalmıştır.

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazartesi, Mayıs 19, 2008 · Kategori: GENÇ VE ERGEN PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞI

 

 

ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

 Ergenliğin Tanımı: Ergenlik çocuklukla yetişkinlik arasında kalan bir ara dönemdir. Ergenlik dönemi duygusal oluşumların, zihinsel değişimlerin, fiziksel olgunluğun bir bileşimidir. Bu dönemde olanlar heyecanlandırıcı ve canlandırıcı, aynı zamanda da ürkütücü ve karıştırıcıdır. Ergenlik belirli yaşlarla sınırlı olmayan bir dönemdir. Bunun yanı sıra ergenlik kelimesinin yerine gençlikte kullanılmaktadır. Ergenlik; buluğ çağına erme sebebi ile biyo-psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan çocukluk ve gençlik arasında kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur.

 Ergenliğin yaş sınırları oldukça geniş tutulmaya çalışılmıştır,  bunun sebebi bireysel ayrılıklardır. Sağlık ve bedensel yönden koşullar iyileştikçe ergenlik yıllarının başlangıcı olarak kabul edilen erinlik daha küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır.. Ergenin somut yapısı ile ilgili olarak en önemli gelişmeler boy ve ağırlık artışı, iskelet ve kas gelişimi, iç salgı sistemindeki gelişme ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdi. Ergenlik dönemi insan gelişimindeki en hızlı büyüme evresinden birini oluşturmaktadır.

 Erkekte ses değişir ve kalınlaşır. Kızda göğüsler gelişir ve gövdede belirli bölgelerde yağlanmalar görülür. Ergenlik değişikleri kızlarda genellikle 1-2 yıl önce başlar ve biter. Ergen , biyolojik gelişim döneminde, hormon dengesinde bir takım değişikler yaşamakta ve buna bağlı olarak da farklı duygu ve davranışlar oluşmaktadır. Örneğin; karşı cinsten hoşlanma, çabuk sinirlenme, hırçınlık…

 Bu dönemde dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider, yerine oldukça tedirgin, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir. Duyguları hızlı iniş çıkışlar gösterir. Çabuk sevinir, çabuk öfkelenir, olur olmaz şeyleri sorun yapar, tepkileri önceden kestirilemez olur. Derslere ilgisi azalmış olur, çalışma düzeni bozulmuştur, istekleri artmıştır. Kendine tanınan hakları yersiz bulur. Evdeki kuralların ağırlığından ve sıklığından yakınır. Ana-babanın uyarılarına birden tepki gösterir, inatçıdır. Evde pek durmak istemez dağınıktır, savruktur, gürültülü müzikten, yalnız kalmaktan ve gizlilikten hoşlanır. Bunun yanı sıra akran gruplarına yönelim başlar. Çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte olmak ister. Ergen için bir gruba ait olmak önem taşır. Grubun norm ve değerlerine uyum sağlar. Kişiliğin geliştiği dönemler ”Ben kimim? Neyim? Ne yapmak istiyorum?” sorularına yanıt arar.

 Ergenin benliği yalnızca yaşı ilerleyip boyunun uzaması nedeniyle olgunlaşmaz. Olgunluk,bazı belirli kişiler arası deneyimler ve eğitsel sonuçlar ya da başarılar sonucunda gelişmektedir. Büyümenin değişik evrelerinde başarması gereken belirgin görevler ergenlik dönemi içinde geçerlidir. O görevlerin başarılı bir şekilde tamamlanması  bireyi daha ileri düzeyde bir büyümeye hazırlar.

Ergen bir erkeği ve kızı bekleyen temel gelişim görevleri şunlardır:

            _  Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkilerde başarılı olmak.

            _  Erkek ve kadın toplumsal rolünü başarmak.

            _  Fiziksel görünüşünü kabul etmek ve bedenini etkili bir şekilde kullanmak.

            _  Ana babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığını kazanmak.

            _  Ekonomik bağımsızlık güvencesini kazanmak.

            _  Bir meslek seçmek ve ona hazırlanmak.

            _  Evlilik ve aile yaşamı için hazırlanmak.

            _  Yurttaşlık yeterliliği için gerekli zihinsel becerileri ve kavramları geliştirmek.

            _  Toplumsal olarak sorumlu davranışı istemek ve yerine getirmek.

            _  Davranışa rehber olarak bir değerler takımı ve bir etik (ahlak) sistemi oluşturmak.

            Bir anlamda bu on gelişim görevi,başarılı bir yetişkin yaşamı için gerekli olan öğrenmelerin ve başarıların ön şartı olmaktadır.

             Benlik, bir kişinin bilinçli bir şekilde kendi varoluşu olarak adlandırabildiklerinin toplamıdır. Deneyimlerden çıkartılan düzenlenmiş bir bilişsel yapı (farkındalığımız) olarak değerlendirilebilir. Bunlar kendimizi bir varlık olarak nasıl değerlendirdiğimize ilişkin fikirlerdir.

             Benlik saygısı, bireyin benliği beğenme ve değerli bulma derecesidir. Her birimiz “ben böyle bir kişiyim” tarafından yapılandırılmış belirli bir benlik imgesine sahibizdir. Benlik duygusu,yalnızca ideal olarak olmak istediğiyle değil, aynı zamanda diğer insanlarla olan etkileşimde kendi benliğini nasıl gördüğüyle de ilgilidir. Bu karşılaştırma,ergenlik yıllarında daha fazla enerji ve yoğunluk taşıdığı gibi ben merkezlilik çerçevesinde kendini gösterir.

             Gerçekte benlik ergenlik döneminden önce gelişmeye başlar. Benliğin gelişiminde ana baba tutumları, yaşıtlarıyla ilişkileri etkide bulunur. Ana babalar farkında olmadan, ergenin bazen daha genç çocuk gibi bir benliği oynadığı ve bazen de daha olgun yetişkin gibi bir benliği kazanma arzuları arasındaki çatışmanın kurbanları olmaktadır. Bir dönem için bu hem ana baba hem de ergen için karışıklık yaratmaktadır. Ergen, genç ve yaşlı benliği arasında gidip geldikçe,ana babalar hangi benliğe tepkide bulunacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Bunu yalnızca zaman halledebilir ve bilge yetişkinler ergenliğin yalnızca bir büyüme dönemi olmadığını, aynı zamanda dışa açılma dönemi olduğunu da bilirler.

 Fiziksel gelişim ve bireyin büyüme hızı, benlik duygusunda güçlü bir etkiye sahiptir.              

Düşük benlik saygısı, güven eksikliği veya değersizlik duyguları bir genci, okul başarısızlığı, devamsızlık veya ilaç kullanımı gibi kendini  yenilgiye uğratıcı davranışlara götürebilir. Ana babalar ve eğitimciler bütün bu zarar verici davranışlarla ilgilenirken, sıklıkla altında yatan duygusal konuları göz ardı ederler. Ergenlerdeki   depresyon, düşük benlik saygısı ve çaresizlikle güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Her nasılsa depresyondaki ergenin bazen bunu tanımlaması zor olabilir, çünkü o, saldırgan ve dikkat çekici davranışlar gösterebilir ya da içine kapanabilir. Depresyonun ana öğesi bir süreden beri var olan değersizlik duygusudur. Kendini olumsuz bir yöne sevk edebilir, görünüşüne çok az ya da hiç önem vermeyebilir ve okulda problemler yaşayabilir. Kızgınlık patlamaları olabilir. Öğrenci okula gitmeyi reddedebilir, çünkü yetersizlik hisseder. Bütün bunlar düşük benlik değerinin yoğun bir şekilde yaşanmasına bağlı olabilir.

            Düşük benlik saygısı, ana-baba ve okulun çabalarıyla değiştirilebilmektedir. Öğrencilerin cesaretlerinin  kırılması yerine, riskleri göze alabilecekleri ve başarısızlıklarından öğrenebilecekleri şeklinde güven duyulmasına ihtiyaçları vardır. Başarı ya da başarısızlık çoğunlukla zeka düzeyinin yüksekliğinden çok benlik saygısı ile bağlantılıdır. Ana-baba ve öğretmenler, dereceler ya da notlara değil çabaya odaklanabilir ve destekleyici olabilirler. Gerçekliği cesaretlendirebilir ve çocuğun kızgınlığını görmezden gelebilirler. Cesareti kırılmış ve yetersizlik yaşayan birinin çevresindeki önemli kişilerden destek almadan okulda üretici olması çok zordur.

 Çocuğunuz  ergenliğin stresini yaşarken, onun benlik saygısının oluşmasına yardım etmenin yollarını bilmek gereklidir.

 Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1-    İyi,olumlu düşünceler,çalışmalar vb. için kredi verin. Belki bir ayrıcalık,bir ödül verilebilir ya da ödül sözcüğü söylenebilir.

2-    Duygularına saygı gösterin ve onu yargılamaktan kaçının. Şikayetlerini,endişelerini   veya ilgilerini dinleyin ve onları anlamaya çalışın.

3-    Çocuğunuza sorumluluklar verin ve başaracağına ilişkin ona güvenin.

4-    Birlikte zaman harcayın.

5-    Ona ilginizi gösterin.

6-    Ondan beklentinizde mantıklı olun.

7-    Çocuğunuz,desteğinize gereksinim duyduğunda bunun için hazır olun.

8-    Profesyonellere danışın ve çocuğunuz intihara yönelik ya da kendine zarar verici düşüncelerini açıklarsa yardım isteyin.

      Gençlik yalnızca olumsuzlukların yaşandığı, toplandığı bir çağ değildir. Gençlik; tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir. Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kendi kimliğini ortaya koyma çabalarının yaşandığı dönemdir.

ERİNLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

 Erinlik diğer gelişim dönemlerinden farklı özellikleri olan bir evredir. Bu özellikler bir daha yaşam boyu görülmezler.

En önemlileri şunlardır:

  1. Erinlik çakışan bir dönemdir: Erinlik çocukluğun sonlarına doğru başlar ve ergenlik yılarında devam eder. Çocuk cinsel olgunluk yaşına gelmeden birkaç yıl önce bir takım fiziksel ve davranışsal değişikler geçirmekte, ancak ergen sayılmamaktadır. Bu nedenle erinlik bir yandan çocukluk diğer yandan ergenlikle çakışan bir dönemdir.
  2. Erinlik kısa bir dönemdir: 2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir. Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıla kadar sürmektedir.
  3. Erinlik hızlı bir değişme dönemidir: Erinlik, gerek fiziksel gerekse psikolojik değişikliklerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Bu hızlı değişme karmaşa , yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve bir çok çocukta istenmeyen davranışlara yol açar.
  4. Erinlik bir olumsuzluk evresidir: Olumsuzluk, bireyin karşıt bir tutum içine girmesini yada daha önce geliştirdiği bazı iyi niteliklerin olumsuzlaşmasını açıklar. Bu karşı tutum, özellikle erinliğin başlarında çok belirgin ve yoğundur.
  5. Erinlik yaşı değişiktir: Erinlik yaşı çok küçük yaşlardan başlayarak 18-19 yaşlarına kadar herhangi bir yaşta yer alabilir. Ancak erinlik yaşı ortalama olarak kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş olarak saptanmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Mayıs 18, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

Mental Retardasyon

Mental retardasyon adaptif davranışlardaki bozukluklarla beraber görülen genel entelektüel fonksiyonların önemli oranda ortalamanın altında bulunması ile tanımlanır ve 18 yaştan önceki gelişimsel dönem esnasında gözlenir. Bu bir hastalık değil ancak entellektüel ve adaptif fonksiyonlardaki bozukluktur. Sebep her zaman bilinmez; nadiren tek bir neden tanımlanabilir. Vakaların %75’inin sebebi bilinmez.

Bilinen sebeplerin bazıları:

  • kromozomal anomaliler
  • prenatal kusurlar (rubella, alkol kullanımı, ilaç kullanımı)
  • perinatal(anoxia)
  • postnatal (menenjit, ensefalit, travma, kültürel yoksunluk, ağır malnütrisyon)

Mental retardasyon İntelligence Quaitent (IQ) skorları veya “eğitilebilir” öğretilebilir” “tamamen bakıma muhtaç” şeklinde kategorize edilerek tanımlanır:

  • normal entellektüel fonksiyon, IQ=100
  • hafif mental retardasyon, IQ=55-70 (eğitilebilir)
  • orta derecede retardasyon, IQ=40-55 (öğretilebilir)
  • ağır mental retardasyon, IQ=25-40 (bazılarına öğretmek mümkün)
  • ileri derecede mental retardasyon, IQ=25’den az (total bakım gerektirir)
  • ( Not: testteki değişkenlere bağlı olarak, bu sınıflamalar her zaman uygun değildir ve her zaman bireysel yaklaşım endikedir.)

(Not: testteki değişkenlere bağlı olarak, bu sınıflamalar her zaman uygun değildir ve her zaman bireysel yaklaşım endikedir.)

100 kişiden 3-5 kişi mental retardasyonlu olarak sınıflandırılmıştır. Bunların %85’i hafif mental retardedir (IQ 55’den büyük) ve toplumsal çevrede yaşayabilirler. Mental retardasyon, diş hekiminin özel muayenesinde en sık karşılaşabileceği durumdur.

Mental retardasyon diğer bozukluklarla beraber görülebilir, e.g.:

  • epileptik bozukluklar
  • kardiak anomaliler
  • duygusal bozukluklar

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Mayıs 18, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

Serebral Palsi

Serebral palsi (SP), enfantil dönem sırasında veya prenatal veya perinatal dönemde meydana gelen beyin hasarının (genellikle anoxia’ye bağlı) neden olduğu bir non-progresif nöromüsküler bozukluklar grubudur.

Bu durum 1000 canlı doğumdan 1-4’ünü etkiler. Bunların 7’sinden biri yaşamlarının ilk yılında hayatlarını kaybederler.

Nöromusküler etkiler şunlardır:

  • Hastaların %55’inde spastisite mevcuttur (kasılma sırasında artmış kas konsantrasyonu)
  • Hastaların %25’inde atetozis mevcuttur(kontrol edilemeyen yavaş titreme ve kıpırdama hareketleri)
  • Hastaların %10’unda ataksi (denge kaybı) mevcuttur
  • Hastaların %11’inde rijidite mevcuttur
  • Hipotoni nadirdir( tüm kaslar azalmış fonksiyonla birlikte gevşektir)
  • Hastaların %15-40’ında bu semptomların karışımı bulunur.

SP’ye eşlik eden bozukluklar:

  • Nöbet bozuklukları(%35-60)
  • Mental retardasyon
  • Duyu bozuklukları
  • Öğrenme ve duygusal bozukluklar
  • Konuşma ve iletişim defektleri
  • Azalmış yutkunma ve öksürme refleksi

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Mayıs 18, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

 
 
 
 

Amyotropik Lateral Sclerozis aynı zamanda Lou Gehrig Hastalığı olarak da bilinir. Serebral korteks, beyin kökü ve spinal kordda motor nöronların kaybına neden olan dejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır ve musküler atrofi, güçsüzlük ve spastisite ile sonuçlanır. Önemli duyusal semptomlar mevcut değildir. Hastalık aralıksız ilerleyici bir tarzdadır; hastaların yaşam süresi 3-5 yıl veya daha azdır. Etyolojisi bilinmemektedir ve bilinen bir tedavisi yoktur.

Hastalık 100.000’de 2 ile 7 kişiyi etkiler ve görülme yaşı ortalama 50-60’lı yaşlardır.

Güçsüzlük üst ekstremitelerde sıklıkla unilateral olarak başlar. Hastalar hareketli protezleri takıp çıkarmada güçlük çekerler. Oral kas fonksiyonu bozulduktan sonra tam protez kullanımından uzak durulmalıdır. Solunum ve yutma üzerinde ağır etkileri vardır.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Mayıs 18, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

Multiple Sklerozis (MS) er ya da geç paralize neden olan ilerleyici bir hastalıktır. (SSS)Santral Sinir Sistemi’nde (myelin sinir lifleri etrafında kılıf oluşturan, yağ benzeri bir yapıdır) multifokal demyelinasyon plaklarına neden olur. MS insanlarda en sık rastlanan demyeline edici hastalıktır. Etyolojisi bilinmez ve bilinen bir tedavi yöntemi yoktur.

Demyelinasyon 4 önemli SSS bozukluğuna neden olur:

  • Azalmış sinir iletimi hızı
  • Farklı uyarı geçiş oranı
  • Kısmi iletim duraklaması
  • Uyarı geçişinin tamamen ortadan kalkması

Belli başlı klinik bulgulara neden olan yaralanmalar şunlarda görülür: 

     
  • görmeye bağlı sinir sistemleri(hastaların %60’ı)
  • motor sistemleri(hastaların %100’ü; aşırı yorgunluk, ekstremitenin sürüklenmesi, tökezleme, motor becerilerin kaybı, Babinski bulgusunun mevcudiyeti)
  • duyusal sinir sistemleri (sık rastlanır;dudakların parestezisi, dudakların sıcak veya soğuğun derecesini anlayabilme kabiliyetinin kaybı, mesane problemleri, iktidarsızlık)

25 yıldan sonra hastaların %75’inden fazlası hala hayattadır. Tam veya kısmi geri dönüşlere sık rastlanmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Pazar, Mayıs 11, 2008 · Kategori: REFLEKSLOJİNİN FAYDALI OLDUĞU PROBLEMLER

 

Spina Bifida, Nöral tüp defekti adı verilen bir grup doğumsal anomalinin bir çeşididir. Açık omurga olarak da adlandırılmaktadır. Genelde omurga kemiği ve bazen de omuriliği etkiler. Nöral Tüp olarak adlandırılan oluşum, embryonik yaşamda bulunan ve beyin ile omuriliği meydana getiren yapıdır. Bu oluşumun gelişiminde meydana gelen anomaliler de nöral tüp defekti (NTD) olarak adlandırılırlar. NTD'leri en sık görülen doğumsal anomalilerdendir. Yaklaşık 1500-2000 canlı doğumdan birinde, değişik derecelerde NTD bulunur.

Embryonik dönemde bebeğin omurgası ilk oluştuğunda kapalı değildir. her iki yanı açıktır. Dölenmeyi takip eden 29. günde her iki yanda oluşan omurga ortada birleşir ve kapalı bir oluşum haline gelir. Spina bifida da bu kapanma ya hiç olmaz ya da bazı bölgelerde meydana gelmez. Spina bifidanın 3 formu vardır:

Occulta: Bu spina bifidanın en hafif formudur. Herhangi bir belirti vermez. Omurgayı oluşturan kemiklerin bir ya da birkaçında küçük defekt ya da defektler bulunur. Omurilik ve sinirler normaldir. Kişiler genelde kendilerinde bulunan bu durumun varlığından habersizdirler. Tek belirti defektin olduğu bölgede (örneğin belde) cilt üzerinde aşırı bir kılllanmanın olmasıdır. Tanı genelde başka bir nedenden dolayı çekilen omurga röntgeni esnasında şans eseri konur.

Meningosel: Bu en nadir görülen spina bifida formudur. Omuriliği çevreleyen zarlar omurganın açık kısımlarından dışarıya doğru fıtıklaşırlar.Fıtık kesesi içinde beyin ve omuriliği çevreleyen ve koruyan serebrospinal sıvı da bulunur.Bu kistik görünümlü yapının boyutları değişken olabilir ve normal gelişimi sağlamak için ameliyat ile çıkartılabilir.

Meningomiyelosel: Bu hastalığın en ileri formudur. Fıtıklaşan kistin içinde meningoselde bulunan zarların yanısıra sinir kökleri ve omuriliğin kendisi de bulunabilir. Bazen kist olmaz ancak omurilik kendisi tamamen fıtıklaşabilir. Omuriliği çevreleyen sıvı dışarıya kaçabilr. Açıklık cerrahi olarak kapatılmadığı sürece, etkilenmiş bebekler enfeksiyon açısından büyük risk altındadırlar. Cerrahi tedaviye rağmen bazı bebeklerde değişik derecelerde bacak felci, idrar ve gayta tutamama problemleri görülebilir.

Spina bifida'lı bebeklerin birçoğunda hidrosefali de bulunur. Merkezi sinir sitemi olarak adlandırılan beyin ve omurilik hem koruyucu zarlar ile çevrileridir hem de etraflarında serebrospinal sıvı olarak adlandırılan bir sıvı bulunur. Bu sıvının normal dolaşımını yapamaması sonucu hidrasefali denilen kafa boşluğu içinde sıvı toplanması ortaya çıkar.

Nedenleri
Spina bifida izole bir doğum defekti olarak kabul edilir. Bazı bilimadamları genetik ve çevresel faktörlerin de etkili olduğunu söyleseler de NTD ile doğan bebeklerin %95'i normal ve aile öyküsü olmayan anne-babalardan dünyaya gelmektedirler. Herhangi bir genetik geçiş olmadığı kabuledilmektedir. Bir bebekte spina bifida olduğunda, sonraki bebekte de görülme sıklığı 1/40 olmaktadır. Ancak spina bifida doğumsal anomaliye yol açan bazı başka sendromlar ile birlikte de görülebilir. Bu gibi durumlarda kalıtsal özellikler olabilir.

Önlenebilir mi?
Yapılan çalışmalar spina bifida ve diğer NTD'lerinin annenin dieti, özellikle de folik asit alımı ile ilgili olabileceğini göstermiştir. 1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri Halk Sağlığı Servisi gebe kalma olasılığı olan15-44 yaş arası kadınların hergün 400 mikrogram folik asit almasını önermiştir. Bu miktarda alınan folik asidin spina bifida ve diğer nöral tüp defektleri riskini %50-70 oranında azalttığı gösterilmiştir. Bu amaçla folik asit alımı gebe kalmadan 1 ay önce alınmaya başlanmalı ve gebeliğin 1. ayının sonuna kadar kullanılmalıdır. Çoğu gebelik plansız olarak gerçekleştiği için gebe kalma olasılığı buluna kadınların belirtilen miktarda folik asidi sürekli alması da diğer bir öneridir.

1991 yılında İngiltere'de yapılan bir çalışmada, gebe kalmadan önce ve gebeliğin ilk 3 ayında yüksek doz (4 miligram) folik asit kullanan ve daha önceki gebeliklerinde NTD'li bebek dünyaya getiren annelerde yine NTD'li bebek doğurma riskinin %70 azaldığı saptanmıştır. Bu ve buna benzer diğer çalışmalar temel alınarak Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC)), önceden NTD'li bebek doğuran kadınların yeniden gebe kalmayı planladıklarında yüksek doz folik asit almalarını önermektedir.

 

Spina Bifida gebelik esnasında fark edilebilir mi ?
Spina bifida doğumdan önce bazı testleri ve ultrasonografi ile tanınabilir. Bunlardan en önemlisi üçlü test ya da sadece kanda alfa feto protein bakılmasıdır. Bu testler ile NTD riski yüksek olan gebeler saptanabilir. Testin yüksek çıkması her zaman NTD'ni göstermez. Gebelik yaşının yanlış bilinmesi gibi bazı basit nedenler ya da diğer başka anomaliler de alfafetoprotein'de yükselmeye neden olabilir. Yine detaylı bir ultrasonografi incelemesi ile büyük meningosel ve meningomyelosel vakaları tespit edilebilir.

Anomalinin anne karnındayken saptanması ailenin ve hekimin bilgilenmesi açısından önemlidir. Bu tür bir gebelikte doğumun özel ve doğumdan sonra bebeğe hemen müdahale edilebilecek merkezlerde yapılması ayrı bir önem taşır. Doğumda tercih edilecek yöntemin sezaryen olması felç gelişme riskini ve felcin şiddetini azaltır. Son zamanlarda bebeklerin anne karnındayken ameliyat edilmeleri konusunda çalışmalar vardır. Bu tür operasyonlar dünyada sadece 2 merkezde yapılmaktadır. Deneysel aşamada olan bu tedavi yönteminin uygulandığı bir bebek 23. gebelik haftasındayken ameliyat edilmiş ve sonuç doğumdan sonra ameliyat edilen bebeklere göre daha yüzgüldürücü olmuştur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »